4/11/2007 - |
Yarım kalmış bir parçamda yeniden bir diriliş hissettiğimi sanmışım galiba..Neyse ki bu hayal uzun sürmedi..Sadece bi kaç gün zihnimi meşgul etti ve yine beni terketti sonsuz arayışlara..Belki artık o umutsuz bekleyiş biter diye seviniyorum kendimce..Belki artık unutur başkalarını koymaya çalışırım hayatıma..Zor be..bu yaşıma kadar hayallerinle avunduğun birini orta parmağında yüzükle görmek,işkencelerin en acımasızı..
Yine de kızamıyorum ki..Yıllar önce yaptığım hatayı düşünüp yine kahroluyorum..Kendim ettim kendim buldum..Buraları yazılarla doldurma hevesini verdiği gibi,bıraktığım yerden başlamam ve kimseye anlatamadıklarımı uzayın bu sonsuz boşluğuna bırakmaya da sevketti beni..
Nasıl yaparım bu hatayı,nasıl öylece elimden uçuvermesine izin veririm anlayamıyorum..Ne yapmalıyım bu dakikadan sonra,hayatıma nasıl yön vermeliyim.. |
| • 2 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
20/3/2007 - Sapkınlığın bu kadarı.. |
-Sigaran Var mı?
-Ben sigara içmiyom ki..
-Ben de içmiyom da canım sıkıldı..
Bu nasıl bi mantıktır yahu..Ya içersin istersin ya da içmezsin istemezsin..Başka bi seçenek var mı?İşte malesef gelişmekte olan ülkeler statüsündeki her ülkenin makus talihinde vardır bu..Sigara içme oranı gelişmiş ülkeler sayılan avrupa ülkeleri ve amerikada büyük bi hızla düşmekteyken biz çok dertli(?) bi ülke olan Türkiye'de büyük bi hızla yükselmekte..Sadece Türkiye'de deil..Gelişmekte sayılan bütün ülkelerde bu açık olarak görülmekte..Peki Açık açık görülen bu sömürüye ne zamana kadar göz yumulacak?Daha Ne zamana kadar Şanlı(?) basınımız bunları göz ardı edip bize türlü türlü saçmalıkları,türlü türlü aşkları(?),Birliktelikleri(?) anlatmaya devam edicek?
Sadece sigara değil..Bu her türlü icat için geçerli Türkiye'mizde maalesef..Örneğin Tv çıktığında Kitap okuma oranları azalacağı düşünülmesine rağmen Tam tersine Avrupa'da aynı oranda kitap okuma oranları artmıştır..Avrupa'da Aptal Kutu diye tabir edilen alet Türkiye'mizde her gün farklı bi dizi,her gün farklı bi şebeklikle ülkemizi etkisi altına almaya devam ediyor..Gelin kaynanalar mı dersin,biri bizi gözetliyorlar mı dersin..Artık sen ne dersen!!..
İktidar,muhalefet,Siyaset ayrı bi dünya zaten..Onlara hiç girmek istemiyorum..Kimin eli,kimin neresinde belli deil..Hepsinin birbiriyle bi çıkarı var..Mesut Yılmaz'ın Antalya sahillerini ele geçirdiğini,her siyaset adamının Türkiye'deki zenginlerden olduğunu,sosyeteyi oluşturanların çoğunluğunun bunlardan kaynaklandığı düşünülürse,Bu konuya girdiğimizde nereden çıkarız bilemiyorum..Türkiye'de siyaset iyiyi seçme yönünde deil,kötünün en iyisini yani en iyi Kötü'yü seçme yönünde..
Amerika Kürtlere destek vermekten çekinmiyor..Hatta açık açık Irak'taki kürtlere uyarılar yapıyor;"Biz arkanızdayız ama Türkiye'yi de yok saymayın".Bundan Gayri bir itiraf aramaya ne gerek var?..AL işte adamlar açık açık düşmanlıklarını itiraf ediyorlar..Bugün Irak'ta iktidarı ve ülkeyi ele geçiren kürtler bölgedeki diğer ırklara zorunlu göç yaptırıyor..Hatta 19bin Avro karşılığında Türkmenlerden Kerkük'ü terk etmesi isteniyor..Bu nasıl bir yüzsüzlüktür?..Neden Özürlü bir çocuk gibi ellerimiz kollarımız bağlı bu olanları izliyoruz halen?..Yok mu bunun Açıklaması?..Bunu sadece ben mi düşünüyorum?..
Galiba bunları burada söyleyerek çözümleyemiyeceğiz..Yoksa Yılmaz Özdil'in şimdiye 10 kere Türkiye'yi kurtarması gerekiyordu..Çünkü Gördüğüm kadarıyla amacı Türkiye olan Nadir yazarlarımızdan biri Yılmaz Özdil.. |
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
21/2/2007 - Bir soru... |
Hayallerimdeki senle uyandım bugün,
Uyanmak istemedim önce,
Sarıldım sonra sana sımsıkı,
Elini tuttum göğsüme koydum,
Belki kalbimdeki sevgiyi hissedersin diye..
Öylesine büyük ki bu sevgi,
Değil elinle,duymak istesen,
Taa dünyanın öbür ucundan duyarsın,
Kalbimi kafese hapseden,
Şu ince kemiklerin içinde,
Nasıl duruyorum sorsana bana..
Tabii durmak denirse ona..
Bu sevgiyi sana anlatabilmek uğruna,
Şiirler yazmak,şarkılar söylemek,
Boş bakışlara seni saklamak,
Hayatının anlamı yapmak nedir?
Bilir misin sen?
Hiç tattın mı böylesine cesur bi duyguyu?
Hiç aşık oldun mu sen? |
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
30/11/2006 - Yine.. |
Yine soğuk yatağımdan senin özleminle uyanıyorum,
Yine sen yoksun yatağımın bi ucunda,
Yine parlıyor gözlerin alaca karanlık gizlemeye çalışsa da,
Yine "Keşke" diyorum olmayacağını bile bile,
Yine sen Düşmüyorsun dilimden,
Yine hayallerimi süsleyen bi rüyasın,
Yine aklımı başımdan alıyor hayalin,
Yine bahçemin en güzel gülüsün,
Yine bitmiyor özlem,
Yine dayanamıyorum,
Yine yaşayamıyorum sensiz,
Yine özlüyorum teninin kokusunu,
Yine elime sinen kokuyu almaya çalışıyorum,
Yine hatırlıyor,
Yine kahroluyorum,
Yine söylüyorum,
Hep de Söyleyeceğim;
"Seni çok ama çoooooook Seviyorum!!"
|
| • 7 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
23/11/2006 - Aşk Adamı |
Sevdanın ne olduğunu asla anlayamayacağını düşünürdü. Sevmek neydi açıklamak isterdi ama olmazdı yapamazdı. Ve her seferinde sevgiyi anlatmaya çalışıp da beceremeyince öyle bir şeyin olmadığına inanırdı.Her aşık oluşunda şiirler yazardı sevgililerine-gerçi onlara sevgili denilmezdi çünkü o hep platonik aşklar yaşardı. Aşkın somut bir şey olmadığının farkına çocukken varamazdı. Bir insan neden illa birini istesin ki diye düşünürdü. Hele bir erkek eğer kendisin çılgınca seven bir kadın varsa neden başkasını bulmak için uğraşsındı.
Çocukken gördüğü her güzel kadına aşık olduğunu sanırdı ama sonradan acı bir şekilde öğrenecekti otla bok arasındaki farkı. Aşkı sakızlardan çıkan yazılarda tanımaya başlamıştı ve öğrendiği ilk İngilizce kelime ‘love’ olmuştu. ‘love is...’ diye başlayan bütün cümleleri okumaktı amacı. Yaşıtları gibi çıkartma veya araba resmi için değil aşkın ne olduğunu öğrenmek için sakız alırdı. Sonradan pişman olmayacaktı belki ama aşkı yanlış tanıdığını gözyaşlarını silerken anlayacaktı.
Aşk vardı elbet artık bunu anlayacak kadar büyümüştü ve artık gerçek aşklar yaşıyordu. Şiirler yazıyordu geceleri,defterlerinin her tarafına aşık olduğu kişinin adını yazıyordu. Onu görebilmek için sınıf kapısında bekliyordu ve soğuklara aldırmadan her teneffüs sevgilinin gözlerini arıyordu. Aşk neydi belki bunu açıklayamazdı ama soranlara verecek bir cevabı olurdu her zaman aklının bir yerinde. Yıllardır tanıdığı ve sadece arkadaş olarak gördüğü kişinin diğer arkadaşları arasında özel bir yer kaplamaya başlamasını hissederdi. Sadece ona şiirler yazardı,onunla ilgili hayaller kurardı geceleri bunalım şarkıları dinlerken. Söylediği her kelimeyi onun duyacağını düşünerek söylerdi ve saçma sapan yalanlar söylerdi sırf muhabbet olsun diye. Sevgilinin saçları ve gözleri süslerdi şiirlerini ve sonra yavaşlardı aşkın şiddeti. Aşkı bir dağa tırmanmaya benzetirdi her zaman. Önce hızla tırmanırsın,soluğun kesilmeye başlar,gün geçtikçe üşürsün ve gittikçe yavaşlayarak zirveye varırsın. Sonra farkına bile varmadan yuvarlanırsın oradan,yeni bir dağa tırmanmak için ayakların aşağıya kayar ve işte yeni bir dağ...
Sonra aşkı biterdi-yani o öyle hissederdi. Yazdığı şiirleri,karşılıksız mektupları okurdu ve gülerdi. O zamanlar ne kadar aptal olduğunu düşünürdü. Bir zamanlar aşk için ölmeli diyen adam o değildi sanki. Aşkı sıradan bir şey gibi görürdü. Ta ki bir başka göz büyüleyene kadar onu. O zaman unuturdu her şeyi. Hani yazdığı şiirler kara saçlı kara kaşlı sevgiliye? Yoklar ,yerini çoktan mavi gözlerin derinliğine bırakılmış yazılar alır daha sonra belki de yeşil bir göz kim bilir. Ve tekrar inanmaya başlar aşk için ölme fikrine. Ve o aşkı da biter öncekiler gibi ve o yine sevmeyi unutur ve tekrar sevdalara yelken açar bu böyle sürüp gider.
O hep platonik sever. Sever de söyleyemez yazdığı şiirleri kimi zaman okur ama asla ona yazdığını söyleyemez. Her aşık oluşunda mucizeler bekler yani hep o’nu bekler. Saatlerce fal bakar seviyor mu sevmiyor mu diye ve hep seviyor çıkar-zaten sevmiyor çıksa da inanmaz. Ama o bu düşüncelere dalıp sabahı getirince ve o’nu başka ellerde görünce içinden kağıtları yırtmak gelir. Ama bir sonraki sefere inanmak için kaldırır bir kenara. Hep şarkılar söyler;öyle sıradan şarkılar değil aşk şarkıları sevgiliye söylenmek istenen aşk şarkıları. Aşkı hep dağa benzetir ya, bir dağdan inip ötekine tırmanmaya başlayınca bazen dönüp bakar tırmanmış olduğu dağlara ve ne kadar heybetli olduklarını düşünür. Asla zirvede kalamamıştır ve hep tırmanacağı en yüksek zirveden inmeyeceğini düşünür. Hayatı boyunca belki de on kez o dağı en büyük dağ sanacak ama her seferinde yanılacak. Ve bir gün ölmeden anlayamayacak hangisi en büyük sevdası,hangisi en güzel aşkı.
Dostlarla paylaşacak acılarını, o’nu başka kollarda görmekten gocunmadığını söyleyecek ama içinde hep aynı şarkı çalacak ‘seni kimler aldı kimler öpüyor seni’ diyecek ebediyen ve o her zaman yalnız aşık rolünü üstlenecek baş rolünü oynadığı bu oyunun. Acı acı sövecek kimi zaman rüzgara kimi zamanda kendi tiyatrosunun senaristi olamayışına... Ve her seferinde aşkını başka ellerde görünce balonunu elinden kaçıran bir çocuk gibi ağlayacaktı ve her aşık oluşunda kumdan kaleler yapacaktı ve sonra insafsız aşıklarca yıkılacaktı. O’nu tanıdığındaysa çok geç olacaktı...
|
| • 2 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
14/11/2006 - .. |
Ne Tam Uyanıksın,
Ne de tam Uykulu,
İkisinin ortası,
Ayrı Dünyalarda,Ayrı hayallerdesin,
Kimsenin aklına gelmeyecek kadar temiz,
Kimsenin aklına gelmeyecek kadar güzel,
Kimsenin aklına gelmeyecek kadar saf,
Seviyorum demek bu kadar mı kolaydı,
Bu kadar mı anlam ifade ederdi bi insana,
Sevmek bu kadar basit miydi,
Yeni anlıyorum galiba bunları..
Hiç anlamadığım,tadamadığım duygular,
Nihayet dudaklarımda hissediyorum seni,
Nihayet elimdesin,
Avucumda,
hayallerimde,
Kalbimde,
Aklımda,
Kısacası Herşeyimde..
Seviyorum Seni bitanem..
Hem de Çooooooook Seviyorum..
|
| • 1 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
27/10/2006 - Sen Ağlama |
Kara gözlerinden bir damla yaş düşünce, Güzel yüzün,yanakların ıslanır. Kara gözlerinden bir damla yaş düşünce, Hüzün keder yüreğime yaslanır.
Sen Ağlama! Bir damla gözyaşın yeter. Sen üzülme,gülüm...
Gece gökyüzünden bir damla yaş düşünce, Bahar gelir tüm çiçekler ıslanır. Kara gözlerinden bir damla yaş düşünce, Hüzün keder yüreğime yaslanır...
Sen Ağlama! Bir damla gözyaşın yeter... Sen üzülme gülüm, Gamzende güllerin biter... Yollarıma taş koysalar, döneceğim Gözlerinden yaşlarını sileceğim
Sen Ağlama! Bir damla gözyaşın yeter... Sen üzülme gülüm, Gamzende güllerin biter... Yollarıma taş koysalar, döneceğim Gözlerinden yaşlarını sileceğim
|
| • 2 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
23/10/2006 - Karşılıksız sevgi ! |
'' Bu, Vietnam'da savaşan ve sonunda evine dönecek olan John adında bir askerin hikayesidir.John evine gitmeden önce, San Francisco'da bulunan anne babasına telefon açtı.
" Sevgili anne ve babacıgım, sonunda eve geliyorum ama birşey sormak istiyorum. Bir arkadaşımı da beraber eve getirebilir miyim?
"Tabii ki " diye cevapladılar.
"Onunla tanışmaktan mutluluk duyarız".
"Ama bilmeniz gereken birtey var" diye John devam etti," o savaşta ağır yaralandı. Kara mayınına bastı ve kolu ile bacağını kaybetti. Başka gidecek hiçbir yeri yok. Onun bize gelmesini ve bizimle yaşamasını istiyorum".
" Bunu duyduğuma çok üzüldüm oğlum, belki kalacak başka bir yer bulması için ona yardımcı olabiliriz"
"O hayır , onun bizimle yaşamasını istiyorum ." "Oğlum," dedi babası, "sen ne istediğinin farkında değilsin. Böyle büyük bir sorunu olan birisi bizi çok rahatsız eder. Bizim kendi hayatımız var ve böyle farklılığa izin veremeyiz. Bence sen eve gelmeli ve bu çocuğu unutmalısın. O kendi yaşamını devam ettirmenin bir yolunu bulacaktır."
O andan sonra, John telefonu kapattı. Anne ve babası ondan başka bir söz duymadılar...
Birkaç gün sonra, San Francisco polisinden bir telefon geldi. Oğullarının bir binadan düşerek öldüğünü söylediler. Polise göre intihardı. Anne ve baba telaşla uçağa binerek oğullarının teşhisini yapmak için San Francisco'daki teşhis morguna gittiler.
John'u teşhis etmişlerdi. Ama gözleri faltaşı gibi açıldı...
Bilmedikleri birşeyi farkettiler.
John'un bir bacağı ve bir kolu yoktu...
Bu hikayede ki anne ve baba birçoğumuza benzer.Etrafımızda iyi görünen ve neşeli insanları sevmek bize kolay gelir, ama bize rahatsızlık veren özellikle bizim kadar sağlıklı olmayan, bizim kadar güzel olmayan ve bizim kadar zeki olmayan insanlardan uzak durmayı tercih ederiz.
Çok şükür ki bizi bu kategoride gören birisi yok.
Karşılıksız sevmeyi başaran birisi sonsuza kadar ailemizdendir ne kadar çirkin ne kadar fakir ne kadar engelli olursak olalım. Bu gün yatmadan önceTanrıya biraz daha dua ederek insanları oldukları gibi kabul etmemizi sağlamasını isteyelim ve ne kadar farklı olurlarsa olsunlar onlara karşı daha anlayışlı olabilmeyi isteyelim.
Arkadaşlar çok nadir bulunan cevherlerdir. Onlar sizi güldürür ve başarmanız için destekler. Bazen tek kelime bazen bir cümle paylaşırlar ama her zaman kalbinizi ona açmanızı beklerler. ''
|
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
14/10/2006 - Olay Budur.. |

Şimdi peşinden Koştuğumuz AB için bu yukarıdaki resim yeterli değil aslında..Size Önceki hedeflerinden de bi alıntı yapıyorum..Lütfen Dikkatle okuyun..Atatürk'ün Türk Tarih Tez'inden alıntıdır..Yanlışlığı veya Doğruluğu tartışalamayacak kadar gerçek olduğunu düşünüyorum..
"Batı dünyası, Türklerin Anadolu coğrafyasına girip burayı Türkiye haline getirmeye başladıkları tarihlerden itibaren, kendilerinin 1815 Viyana Kongresi’nde adını koydukları ve siyasî literatüre soktukları Şark Meselesi’ni uygulama alanına koymuştur. Burada hedef sadece devlet olmamıştır, bütün Türk varlığı olmuştur. Türk milleti ve vatanını hedef alan iftiralar yöneltilmiştir. Bu iddiaları şöyle sıralamak mümkündür :
1. Türklerin sarı ırktan oldukları, dolayısıyla Avrupalılara göre ikinci sınıf insan sayılmaları gerektiği,
2.Türklerin medenî kabiliyetten mahrum oldukları, dolayısıyla medeniyet düşmanı oldukları,
3.Türklerin yaşadıkları toprakların kendilerine ait olmadığı iddialarıdır. [2]
Bu iftiraların sahibi olan Batı dünyası, Türklerin önce Avrupa ve Balkanlar’dan, daha sonra da Türkiye’den tamamen atılmaları, yok edilmeleri gerektiğini düşünüyordu. İngiliz devlet adamlarından Gladston, Batının gerçek niyetini , Türkler’in kötülüklerini kaldırmanın tek bir çaresi vardır, o da yeryüzünden vücutlarının kaldırılmasıdır sözleriyle ortaya koymuştur. "
Lütfen bunları da biraz düşünün ve attığınız her adımda bunları da dikkate alın..Lanet Fransa bugün Ermeni soykırımını kabul ediyor..Yarın da Ermeni'lere toprak vermemizi dayatacak bize Ab'ye girmemiz karşılığında..Oysa biz o toprakları uğruna Kan dökerek aldık ve öyle iki-üç laf uğruna,Ab'ye girmek uğruna wazgeçemeyiz..Varsın Olsun Girmeyelim Ab'ye ama Milli politikalarımızı asla Arka plana koymayalım..Lütfen bu sayfayı arkadaşlarınıza önerin ve yaymaya uğraşın..Önemli olan hit almak veya yorum deil..Önemli olan Tek Şey VATANIMIZ!!! |
| • 2 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
8/10/2006 - What is happiness to You? |
Sence Mutluluk Nedir?
Hayat hep gülümser bize..Hep bizi olmak istediğimiz gibi Gösterir..Peki biz neyiz Gerçekte?Birer Canavar mı?...Ewet hepimiz birer canavarız aslında..Etrafımıza korku saçan,hatta birbirimizi bile korkutan canavarlar..Bazılarımız trafik Canavarı,bazılarımız Mutluluk canavarı,bazılarımız Para canavarı..Canavar olarak yaratıldık bizler aslında..En büyük silahımız da beynimiz..Hiç bişekilde karşıtı veya ona karşı bi savunma mekanizması bulunamayacak olan beynimiz..5 Temel duygu;Suçluluk,Nefret,Utanç,İntikam,Sevgi..iŞte bunlar da bizim suç kanıtlarımız..
Optimizm..Poli'yi oynamak..Ya da iyimser olmak..İyi ve kötü birer bütündür..İyi olmasa Kötü,Kötü olmasa iyi olmaz..Peki Kötü bişimidir İyimser olmak..Evet Bence Kötü bişidir..Çünkü Herşeyin iyi olmaması gerektiği bi kuralıdır bence hayatın..Tıpkı herşeyin kötü olmamasının gerekliliği gibi..
What if god was one of us?Ya tanrı içimizden biriyse..Tıpkı bizim Tanrı'yı yarattığımız gibi..Ya tanrı bi hiçse..Septisizm..Kuşkuculuk..Hani Evine mutluluğu davet edip de,içeri girmeden önce Üzerini aramak..
"Heeey..İçeride Kimse yok mu?"..var aslında..İçinde biri daha var..Senin hayatına Yön veren..Aslında "Mutluluk arayan Seni" yaratan biri..Aynı zamanda Senin de yaratığın.. Ona uyman gerekiyor..Hayatı Hayat yapan bu işte..Ona uyabilme yeteneğin..Hayat ona uyduğun zaman Mutluluk getirecektir sana..Yoksa ßi angarya olmaktan başka hiç bişi..
Gerçek Mutluluk nedir Peki?..Mutluluk Yoktur ßence..Sadece her birimizin peşinde koştuğu bi hedef olmaktan başka nedir Mutluluk?..Hangi birimiz gerçekten tadabildi onu..Hangi birimiz hayatı boyunca tadabilecek o mutluluğu?..Kaç kişi Ölürken Yüzünde Gülümseme vardı..Hiç birinde yoktu..Çünkü hepsi Arkasında bişi bıraktılar..Kimi Sevdiğini,Kimi sevildiklerini,Kimi parasını,Kimi arabasını,Kimi de herşeyini,Ya da herşeyi sandıklarını..Romanlardan başka nerede gördük biz bu mutluluğu?..hikayelerden,masallardan başka nerede?..
Herbirimiz birer kahraman yarattık ve onlara taptık..Bunlara da birer isim koyduk..Oysa hepimiz Boş hayaller,Yalanlar,ümitler peşinde koştuk durduk..Hiç bi dayanağımız olmamasına rağmen..Ve hala da koşuyoruz..Mutluluğa ulaşıp ulaşmayacağıma inanarak.. |
| • 1 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
|
KıSaCa
asLında her insan yaLnızdır..Oysa o inkar eder Bu yalnızlığı ve Eşini arar umutsuzca..ßoşuna olduğunu anladığında artık ömrünün sonuna gelmiştir..!!
DostLarım
• darkangel • evgin • dome • gokche • calmevie • tici • askkirintisii • fugelhang • kirmiziakrep
|